11 Ocak 2015 Pazar

Ah İstanbul,İstanbul olalı!..

Çok şükür ki yazma yeteneğimi ve blogumun şifresini unutmadan geri dönebildim:)
Kızımın yanına iznim zarfında ziyarete gittim.Akabinde bir kaç günlük Kayseri ziyareti ve ben hala bloguma yazmayı bırakın birkaç gün sonra sömestr tatiline gelecek kızım için hazırlıklara başladım bile:))..Ne tembeliiim, ne tembel!..Yani geçen yılki resimlerime bu yıl post yazıyorum,utanmalıyım:)
Havaların soğukluğu ile birlikte geçtiğimiz günlerdeki iznimde evde garfield modunda,hem göbek büyütmek,hemde bir heves başladığım spora ara vermeninde vicdan azabımıdır nedir kendimi örgülere,yemeklere,hobbylere vermiş bulunuyorum..Daldan dala,canım ne isterse..Derken işe tekrar başlamak azap geldi..Yani  artıkın Limon Çiçeğiniz emeklilik hormonlarını salgılamaya başlamış görünüyor:))..
Her annenin şehir dışında okuyan çocuğunun yanına biran önce,sık sık gidip ona annesel yemekler,telkinler ve bakımlar yapma içgüdüsü takdir edersiniz ki bendede hasıl oldu ve iznim başlar başlamaz soluğu İstanbul'da kızımın yanında aldım..
Okuldan gelince derlenip toplanmış bir evde onu sıcak,en sevdiği  yemeklerle karşılamak,onun gözlerindeki o mutluluğu görmek herşeye değerdi..O koskoca şehirde adeta demirleşmiş,her türlü yolunu öğrenmiş aklı başında bir kız çocuğu gördüm..Gurur,gözyaşı hepsi birbirine karıştı...
Bana göre ise ilk göz ağrımı,biriciğimi  bu canavar ama bir o kadar da müstesna şehre koyverdim geldim:(


Boş zamanlarını kızım beni gezdirmeye adadı sanki:)..Her ne kadar ulaşım,trafik beni çileden çıkarsada anne kız güzel havada bir Pazartesi geçirdik.Ayaklarımıza basamayacak duruma gelene kadarda gezdik..Benden bu kadar dedim..İstanbul beni aşar..Öyle kalabalıklara gelemiyorum artık.Biz evimizden çıkmayalım kuzum,ben sana hep yemek pişiriim dedim:))..Ama havanında güzelliği ile daha önce içerisine girmek kısmet olmayan Sultanahmet Camii'ne girmek herşeye değdi..


                            Kuzum benim yaa,güvercinlere bakarken öylede mutluyduki...




                                                 Şu ihtişam kimin içini titretmez ki...

Bendeki bu tarihe dokunma içgüdüsü  artık karelere yansıyor:)..Dokununca yüzlerce yıl öncesiyle sanki telepati kuruyorum...O aşınmış oymalara,tokmaklara kimlerin sanatı,elleri hayat verdi acaba?..Bulunduğum ve yürüdüğüm bu yerde kimler hangi duygularla vardı?..Kafamdan derin derin geçerken ben..Bıraksalar her santimetresine dokunacağım..





                          Kestanelerimizide yiyerek Eminönü'ne doğru yürüdük..

                    Bir yeniçeriden yol tarifi almanın dayanılmaz şaşkınlığı:))


Eminönü'ndeki bu kalabalığı görünce ahanda olay var:)..diyerekten heyecan yaptıysamda bunun ''Nimet abla,, piyango bileti kuyruğu olduğunu öğrenince köyden indim şehre misali bir şekle büründüm:))...Büyük şehir,anlamak zor:))


                                 Oltamın ucunda koca bir balina varmış gibi çek pampaa!


10 günlük anne ziyaretimdeki karelerin sonuncusu..Diyeceksinizki niye;şöyleki yemeği evde yedirmeyi tercih ettiğim kızımla dışarda yediğimiz 2 günden biriydi bu...İstiklaldeki meşhur çikolatacıda hoş saatler geçirdiğim kuzuşumla yorgunluktan eve kendimizi zor attık...Noolur kızım çıkmayalım bir daha dedim:))..Evde koyun koyuna geçirdiğimiz her dakika benim için daha eftaldi:)

Sağlıcakla kalın...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

instagramdayım..

Ben'ce...

Fotoğrafım
Limon çiçekleri
Antalya, Turkey
Yaşamımızın sınırlarını hayaller belirler.Hayallerin genişliği,yaşamın sınırlarını aşsada bazen,limon çiçeklerinin o dayanılmaz ilhamı kendini buralara atmış durumda.O kokuyu ömrünüzde birkez olsun hissetmeniz dileğiyle...
Profilimin tamamını görüntüle

Google Website Translator

İzleyiciler

Facebook'tayım.

Nereden böyle?

Misafir olduklarım

Sayfalar

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Sponsors

Search

Yükleniyor...