10 Temmuz 2014 Perşembe

Badem aromalı pastane usulü şekerpare..

Ramazan-ı Şerif bizde tüm sakinliği ama müslüman aleminde olanca zulmü ile maalesef devam ediyor.
Söylenecek yazılacak o kadar çok şey varken diller tutuldu,yürekler dağlandı..Rabbime duadan başka birşey gelmez elden.Mübarek günler yüzü suyu hürmetine Ya Rab!..Sen duy sesimizi!Arş-ı ala da takdirine sunduk kabul eyle..

Kızımız İstanbul'da okuma ısrarında kararlı.İstediği bölüm ise bir özel vakıf üniversitesinin %100 burslu bir bölümü ve büyük olasılıkla gelecek gibi..Öyle yıllar yılı kendini yıpratırcasına okumak istemiyor.Biz bir yıl daha dene dediysekte ısrar edemedik çünkü bir an önce hayata atılmak istiyor.
Bizlerede fikrine,isteğine saygı duyup destek vermek düşüyor.Ne kadar uzakta,İstanbul gibi uzak diyarlarda okuyacak olmanın burukluğu ve endişeside var olsada bende,bir taraftanda kendisine güveniyor ve artık kendi kanatlarıyla uçacak olmasının gururu ve mutluluğuda var..Herşeyin hayırlısı dedik zaten.
Bu sebeptendirki henüz tercih yapıp sonucu bekleme aşamasına gelmediğimizden evde çekirdek aile olarak Antalya sıcaklarında o koltuk senin bu koltuk benim klima eşliğinde ibadetimizi devam ettirmeye çalışıyoruz,Rabbim kabul etsin inşAllah.
Tercihleri sonrası büyük kuzu ile memlekete doğru yol alıp bayram öncesi birkaç günde aile efradı ile bu mübarek günleri ortak etmek istiyoruz.
Küçük kuzununda basketbol antrenmanları bu cümbür cemaat gidişe engel olsada o'da babayla bayramda birlikte gelecek..Sonrası zaten muamma henüz.Muamma dediysem belli ama zaman mefhumu ne şekilde gelişir bilmem.Çünkü İstanbul'a gidip kayıt işelemleri yapılacak ama ondan önce kalan bir boşluktada bir ufacık tatil planımız var yine..Gerçekleşir,Rabbim izin verirse.
Yurt,yer derken tekrar Antalya'ya dönüp hep beraber hazırlıkları tamamlayıp yavrumuzu okuluna teslim edeceğiz inşAllah.Allah utandırmasın..

Ramazan'da iftara davet eden arkadaşlarımıza geçenlerde tatlı yapayım dedim.
Şekerpare tarifim vardı ama bu sefer farklı olsun şöyle pastane usulü olsun istedim.
İnternette değişik yerlerden baktığımda temelde hep aynı tarif vardı ama ben ufak eklemelerle kendimce değişik bir tat yakalamaya çalıştım..Ben beğendim.Acı badem aromasını zaten severim ama tadı farklı gelebilir diyenler kullanmayabilirler.Birde ekstradan 2 kaşık irmik ve 2 kaşık hindistan cevizi ekledim.

Malzemeler:
-125 gr. yumuşamış tereyağı
-1 türk kahvesi fincanı sıvı yağ
-2 yumurta (birinin sarısı üstüne)
-1 paket kabartma tozu
-1 paket vanilya
-2 yemek kaşığı irmik
-2 yemek kaşığı hindistan cevizi
-birkaç damla dr.oetker'in badem aroması(marketlerde bulunuyor)
- alabildiği kadar un

 Şerbeti için:
-3 su bardağı şeker
-3,5 su bardağı su
-birkaç damla limon
(şerbeti tatlıya başlamadan önce 10 dakika kaynatıp limonuda ekleyip altını kapatıp,soğumaya bırakıyoruz)

Öncelikle yağları ve yumurtaları iyice homojen olana dek çırpıyoruz.Unu,badem aromasını,irmik,hindistan cevizi,kabartma tozu ve vanilyayı yavaş yavaş ekleyip yoğuruyoruz.
Oval şekiller verip fırın tepsisine diziyoruz ve üstüne ayırdığımız yumurta sarısını sürüyoruz.Çatalla çizikler atıp 180 derecede önceden ısıtılmış fırında iyice kızarana dek pişiriyoruz.Burdaki püf nokta iyice kızarması çünkü bunu yapmazsak tatlılarımız şerbetle birlikte çabuk yumuşayıp hamur olurlar.

Fırından çıkan şekerparelerin 5-6 dakika ilk sıcağının çıkmasını bekleyip soğuyan şerbeti üzerine gezdiriyoruz.Arasıra ters çevirip şerbetini iyice çekmesini sağlayacağız ama tamamen şerbettede bekletmeyeceğiz.Şerbetini iyice çektikten sonra ayrı bir servis tabağına alabiliriz..Muhteşem bir tarif.Denemenizi ısrarla tavsiye ederim ama badem aroması koyup koymamak sizin tercihiniz.
Afiyet olsun..

3 Temmuz 2014 Perşembe

Ah İstanbul..

Güzel İstanbul'a ayak basar basmaz her dışardan gelen gibi dayanılmaz trafiği,kalabalığı ve olmadığı kadar sıcağı ve neminden dem vurduk..
Ben hayatımda 4 günde bu kadar yorulduğumu ve sıcaktan Antalya'da dahi bunaldığımı hatırlamıyorum.Bu yüzdendirki İstanbul'u gezmekten çok sevgili kuzenimiz Hacer'i görmek daha eftal oldu..
Kendisi misafirperverliği ve o güzel yüreğinin sıcaklığı ile bize mutlulukların en güzelini yaşattı..Eşi Hakan'a zaten söyleyecek söz bulamayıp takdirlerimi kucak dolusu sunuyorum..
Bize göre olabilecek tek değişiklik bu sefer Adalar'ı görmekti.Onuda yaptık çok şükür..
Kızlarıma,bana ve Hacerimize bir değişiklik oldu.Güzel oldu..
Trafikteki yorgunluğumu artık siz tahayyül edin,ben ilk defa belediye otobüsünde uyumuşum:)
Kızıma tekrar tekrar sordum;Hala İstanbul'da okumak istemekte kararlımısın?..
Biraz gözü korksada daha sakin bir yerde olan bir üniversitede kararlı..Hayırlısı ile,olur olmaz bilmiyoruz..

                                              Bir Ortaköy yaptık tabiikide..

                                Ortaköy camiisi boğazda tek taş pırlanta gibi muhteşemdi..



                   Taksim meydanına yakıştıramadığım görüntüleri görmemek güzeldi..


Böyle İstiklal caddesinin girişinde,hemen heryerde fotoğraf çekildik..İşte klasik tatil mod'u yani:)



Meşhur Beyoğlu çikolatacısı..Tv de görmüştüm.Geçerken sanki ünlü görmüş gibi ''aaaaa!,, oldum:))


                                              Böyle bir fotoğraf olmazsa olmaz sanırım..


                                                 Eminönü'nde balık ekmek,


                                           ve kalabalıktan nasibimizi almıştık.


                                         Büyükada yolculuğu yorucu ama güzeldi..



Bisiklet kiralayıp ben çocukluk günlerime döndüm,kızlarda anneleriyle özgürce bisiklet keyfini yaşadılar.Sokaklarda çığlık çığlığa idik:)..Sanırım en güzel anlardan biri buydu.


Şu kanıya vardık;Adalar'a sırf bu güzelim evleri görmek için bile gidilebilir ama daha sıcak olmayan bir zamanda tabii..


Son gün,sağolsun Hakan bizi Eyüp Sultan hazretlerine götürdü..O ziyareti yapmanın hazzıda tarifsizdi..
İlk defa gittim.Hiç ayrılmak istemedim.



17 Haziran 2014 Salı

Çilek reçeli ile tatil başlasın..

Tatil dedim ama bu sadece işe 3 aylığına veda anlamında olacak.
Malum yazın iş çekilmiyor burada ve ben bu yılki iş sözleşmemi bu şekilde isteyerek artık bir nebze yazın uzun uzun tadını  çıkarmak istiyorum..
Gerçi bu yıl diğerlerinden farklı bir yaz olacak gibi.Büyük kızımın üniversite puan durumuna göre şekillenecek koşuşturma tatil diyelim biz buna.
Ramazan-ı Şerif'te araya girince memleket yolu bana bayrama doğru kısa bir süre önce görünüyor gibi..
Önümüzdeki haftasonu son sınavlarına girecek olan kızımın sınavlar sonrası biriken stresini benim ve ufak boy kızımınki ile birleştirip biz İstanbul boğazına atmaya gideceğiz inşAllah:))
Kız kıza:)..Kısacık bir İstanbul kaçamağı yapıp döneceğiz.Babamıza emr-i vaki yaptık gibi birşey:)
Biz gidiyoruz dedik:)
Biletlerimiz hazır..Geliyoruz İstanbul!


Bu ikinci kez çilek reçeli yapışım.Birincide acemi olmama rağmen az bir miktar ile deneyerek gayet başarılı olmuştum.
Bu kez cesaretlenip 4 kilo kadar bahçesinden gelen mis gibi tazecik çilekleri daha büyük bir hevesle yatırdım 4 kiloya yakın toz şekere..Tabiiki öncesinde bir güzel ayıklayıp yıkayarak..
Ertesi gün sulanmış olan çilekleri fıkır fıkır kaynamaya koydum.Biriken köpüklerini alarak.Rengi berrak olsun,çabuk bozulmasın diye.Artık kaynarken göz göz fokurdamaya başlayınca bir tatlı kaşığı limon tuzuda ilave ettim.Birkaç taşım daha kaynattım.Bu esnada evdeki o kokuyu tahmin edebiliyorsunuzdur..
Sıcakken kavanozlara koyup ağızlarını sıkıca kapatacaktım ama sanki kıvamı sulu kalmış gibi geldi..Soğutup öyle karar vereyim dedim ve soğuduktan sonrada gördümki reçelin bi tık daha koyulaşmaya ihtiyacı var.Araştırmalarım bunun çözümünün güneşte tepsiye döküp,üzerine bir tülbent örtüp bir gün güneşte beklemesiyle hallolacağını gösterdi..Ve sonuç gerçekten mükemmel oldu.
Tadıyla görüntüsüyle buyrun benim çilek reçelim..Pardon tadımı dedim:))..Yapın ve tadın o zaman:)



4 Haziran 2014 Çarşamba

Bir Side günlüğü..

Birkaç hafta evveldi sanırım..Artık yaz geldi dediğimiz günlerin haftasonuydu.
Havalarda ısındımı ben buralarda ufacık gezme mesafeleriyle avunamıyorum,tatil moduna çarçabuk giriveriyorum..Şöööyle uzun yol istiyorum:))Mümkünse Konya taraflarından köşeyi dönünce Kayseri oluversin:))..
Olmayıncada henüz en yakın uzak mesafe  tercih ettik..
Side'ye bir defa gitmiştik bunca yıldır birde ben ortaokulda okul gezisinde..Hadi dedik..





Side Antik tiyatrosunun restorasyonu tam bir fiyasko..Tiyatro basamakları bildiğimiz beton dökme kalıplarla aralarındaki belirgin çimentoyla yapılmış fazla mükemmel..Öyle kötü sırıtıyor ki..Şok oldum..Ya arkamda gördüğünüz turuncu renkteki destek demirleri:((....Biz bu işleri beceremiyoruz..Üzgünüm.







Demirler,turuncu çirkin demirler...Turizm bakanlığı bunu görmezden gelmemeli..Artık ışıklandırma kablolarının tiyatronun heryerinde ayaklarımıza takılmalarından bahsetmeyeceğim..Gördüğünüz gibi canım sıkkın bir şekilde çıkmışım..


29 Mayıs 2014 Perşembe

Dereotlu poğaça..


Böyle ağızda dağılan,pastanelerde yediğimiz cinsten dereotlu poğaça için tariflere bakarken kiminin ölçüsü çaybardağıyla kiminin ölçüsü su bardağı ile ama temelinde aynı malzemelerin çoğaltılıp azaltılmasıyla oluşmuştu..Peynir ise içine açılıp konuyor ama ben hamurunda istedim bu lezzeti ve öylede yaptım..Bardak ölçüsünde ''ajda bardağı,, detayına kadar verenlerde vardı:))..Benimki ise klasik su bardağı ölçüsündeydi..Sonuç tam istediğim gibi,evdekilerinde bayıldığı bir lezzet oldu..

Malzemeler:
-125 gr.(Yarım paket) bayağı oda ısısında margarin
-Yarım su bardağı sıvı yağ
-1 yumurta sarısı üzerine,beyazı hamuruna
-yarım su bardağı yoğurt
-1 yemek kaşığı sirke
-1 tatlı kaşığı toz şeker
-1 tatlı kaşığından az eksik tuz
-1 paket kabartma tozu
-1 su bardağı kadar az yağlı ezilmiş beyaz peynir
-Yumuşak bir hamur kıvamına gelecek kadar un
-4 yemek kaşığı kadar ince doğranmış dereotu

Dereotu ve kabartma tozu en son katılacak ve tüm malzemeler karıştırılarak homojen bir hamur yoğrulacak.
Ceviz büyüklüğünden bi tık fazla büyüklükte parçalar koparılıp yuvarlanıp tepsiye dizilecek,üzerine 1 yemek kaşığı ile incelttiğimiz yumurta sarısı sürülüp,susam veya çörekotu ile süslenip,170 derece fırında nar gibi kızarana dek pişiriyoruz..Hepsi bu kadar.



25 Mayıs 2014 Pazar

Antalya'lı bloggerlar bahara merhaba dedi...

Uzattım,uğrayamadım buralara..
Elim gitmedi..
Halada yazacak birşey bulamıyorum.
Yarayı kanata kanata acıyı perçinlemek bu olsa gerekti..
Kabukta bağlasın istemiyorum.Bağlamasın ki o yaranın sebebini unutmayalım..Unutmayalım Soma'yı..


Yaz mı baharmı dedik..Bahar sanki çabucacık uçuverdi bırakmak istemedik ve bahar dedik..
2. geleneksel bahar etkinliğimizi Antalya'lı bloggerlar olarak bu sefer 35 değerli blog yazarıyla gerçekleştirdik..Eski tanıdıklarımızı görünce mutlu olduk,yenilerle tanışmak ise büyük keyifti..
Biraz telaş biraz ihmalmi diyeyim bilmiyorum her sene etkinlik veya buluşmalarımızın ayrıntılarını kaçırmayan blogger olarak bu konuda bu yıl sınıfta kaldım sanırım..Eldekilerle devam edelim.


      Birbirinden değerli arkadaşlarla hem sohbet hem brunch keyfi ancak fotoğraflarla dile geldi..


Sponsorlarımız ürünleriyle,arkadaşlarımız bunları temin edebilme ve düzeniylede katkıda bulund
ular..Haklarını helal etsinler çok teşekkür ediyoruz..



      Harika bir kır bahçesinde (Değirmenönü kır bahçesi) manzaramız ve ortamımız bir harikaydı..


                                          Bizim ana kuzularıda rengimize renk kattılar..


Güzel yüreklerle eksikte olsa birkaç kare fotoğrafımız olmuş..Cep telefonu çıktı mertlik bozuldu anacım:))


                      Sponsor olarak helvamız bile vardı ve çok güzeldi..


vee işte sponsorlarımız;

1-Çağlarsoy bakliyat
2-Söke un
3-Selva makarna
4-Muratbey peynirleri
5-Neşeli tatlarım
6-Sera çiçek evi
7-Adalı kuyumculuk
8-İrmik helvası ile Çankaya döner evi
9-Aylin yağları
10-Ülker Ducros
11-Yaka kartlarımız Lasorella nikah şekerleri
12-Çıtırzade kuru pasta

3. Bahar etkinliğine dahada büyüyerek katılmak dileğiyle..Emeği geçen herkese teşekkürler..
12 Mayıs 2014 Pazartesi

ve ben 40'landım:))

Evet hayatımızda 40'lara merdiven dayadıktan sonra bu merdivenleri aşıp inmeye başladık..
Bu iniş yolu hayırlara,sağlığa ve mutluluklara vesile olsun inşAllah.
Rabbim herşeyin hayırlısını nasip etsin.

Anneler günü ve doğum günüm bu yıl çakışınca sürprizde büyük oldu..
Bu vesile ile kutlayan arkadaşlarım,eş,dost çifte mutluluk dileyerek coşkuma coşku kattılar.
Sağolsunlar..
Benim içinse hoş olmayan bugün çalışmak zorunda oluşumdu.
Çıkışta beni alan eşim gayet soğukkanlılıkla bu sürprizi gizlemeyi başardı:)
Hatta acıkmış olduğumdan gerine gerine yemek yiyerekten..Kahveyi evde içsek dedi,olur dedim..

Kapıdan girdikten sonra küçük kızım elimdekileri alıp beni bir şekilde salona yönlendirince evdeki sessizlik ''iyiki doğdun!!!,, larla beni şok etti..En büyük şaşkınlığım ise karşımda can dostlarımında oluşuydu..Teşkilattan arkadaşlarım Elif hanım,Münevver abla,Sevdican abla ellerinde rengarenk dövizlerle karşıladılar beni..
Bütün bunların organizatörü kızlarım 1 haftadır bunun hazırlığını yaparak bana dünyanın en şanslı insanı olduğumu fazlasıyla hissettirdiler..
Mutluluğum gözyaşlarıma karıştı..Etrafıma şaşkınlıkla bakıyordum;Sofra,pasta,balonlar,eski fotoğraflar,çiçekler...Canlarım,yazarken bile duygulanıyorum..Hayatımın en güzel doğum günlerinden biriydi..Hakikaten ne şanslıyım ben Rabbime şükürler olsun.Şükürler olsunki böyle güzel bir ailem ve harika yürekli can dostlarım var..








Minnoş kızım sabaha kadar bu bardakların süslemeleri ve detaylarla uğraşmış,kaç gündürde malzemeleri dolabında saklayarak..

                                           Sizleri çok seviyorum...İyiki varsınız..
7 Mayıs 2014 Çarşamba

Tepsi mantısı..

Mantılardan gidiyoruz ya hayırlısı..
Gitmemem lazımken şu aralar.Şaka bir yana inanılmaz hızlı bir kilo artışı ile karşı karşıyayım maalesef..Ve ben dikkat etme dirayeti bile gösteremiyorum..Direnmiyorum bile.Kendimi kaybettim.
Her yemek sonrası buraya kadar!diyip bunu yapılan kahvenin yanına tatlı birşeyler arayışıyla noktalıyorum..


     Şekil A da görüldüğü üzre..Her içecek içme vakti bir abur cubur seramonisine dönüşmekte..Benim bu kahve yanına gelen tehlikelere artık bir dur demem lazım ama bu sefer hakikaten yapamıyorum..

Beni hep bu güzel havalar bozdu:)..İçimizdeki bahar sevinci,güneşin uzayan zamandaki ışığı,çiçekler,böcekler böööyle beni bi tuhaf etti..Yemek yapma zamanlarının artması,acaba bugün hangi hamurişini yapsamlarla birleşince olan oldu..


Geçenlerde ilk defa yaptığım tepsi mantısı gibi..Kayser'nin yine binbir çeşit mantılarından biridir ama ne yeme nede yapma şansına sahip olmuştum.Sadece yapılışını bizim oraların kalantor hatunlarından dinlemişliğim vardı.Kızkardeşim Sakine'de kayınvalidesiyle yapıp ne kadar lezzetli birşey olduğunu anlatınca hadi bakalım dedim..
İşin açığı bitirilişini resimleyemedim ama instagramımda kolayca paylaşmıştım..Farklı kızartma şekilleri var ama ben mantılara bu şeklini verip (kıymasını normal mantı kıyması gibi hazırlayıp) tepsiye dizdikten sonra fırında kızarttım.Hafif pembeleşip kızaran mantıları hazırladığım salçalı bol sulu sosla ocak üstünden çevire pişirdikten sonra üzerine sarmısaklı yoğurt ve tereyağı ile taçlandırdım..Nefis ötesi bir lezzet oldu.O fırında kızartma noktası işin püf noktası.O fırınlanmışlık, hafif kıtırlık ve lezzet veriyor mantıya.Bunu ocakta sadece altını kızartarak yapanlarda var ama fırında daha kolay ve lezzetli buldum ben..
Denemenizi ısrarla tavsiye ederim..Evet normal mantıya oranla dizme işleminden ötürü daha uzun sürüp yorsada buna değiyor inanın..


      Benim yine bu lezzeti yapmam lazım:))..Ama öyle uğraştırıcıki,bi çırpıda yenilip bitiyor:)..İçim acıyor:))Bu kadar basitmi?:)...Yapınca yemeyin,seyredin:))


İşyerine sezonun yeni ürünleri hızla giriş yapıyor..Bizlerinde çalışma saatleri bundan nasibini alıyor..Ürün giriş çıkışı günlerdir sürüyor..Güzelliklerini gözümüzün gördüğü yok:)


Şu makinamı artık yanımda taşıyıp sizlerle daha fazla buluşma vesilesi oluşturmam lazım..
Güzellikler,gönül gözünüzle görülüp dahada güzelleşsin inşAllah..


28 Nisan 2014 Pazartesi

Güle güle git sofrası..

12 yılı aşkındır çalıştığım işyerinde kimler geldi kimler geçti..
Arkadaş çok oldu ama dost dediğim sayılı..
Önceleri herkese beslediğim iyi hisleri cömertçe sergilerken,zamanla bunların suistimal edilişini üzüntü ile yaşadım..Yanlış tanıdıklarım oldu maalesef..
Şimdilerde,yani son birkaç yıldır kendimi bu üzüntüleri yaşamamak adına izole etmiş durumdayım.
Bir koruma kalkanı misali yüreğinin güzelliği ile gelmeyen herkes bu kalkana çarpıp geri dönüyor..
Kimin ne dediği ise umrumda değil,en güzeli ise,.. daha mutluyum..


               Cemile ve İrade ise bu kalkandan vizesiz geçen en değerli ''dost,,larım..
Karşılıklı o elektriği bakışlarımızdan bile aldığımız bir iletişimimiz var...
Cemile...Can dost..Onu uzun uzun anlatmaya gerek duymuyorum.Samimiyetini iliklerime kadar hissettiğim nadir yüreklerden..
3 yıldır birlikte çalıştığımız ''İrade,, ise geç bulup 2 gün sonra uzun bir süreliğine  Manavgat şubemize,ordanda Belçika'ya yollayıp tez kaybedeceğimiz (kaybetmeyi nitel kullanıyorum:)  harika bir yürek..Onu çoook arayacağız ama asla unutmayacağız..


                                Geçen günde böyle sayısız hatıralar biriktirdik...

''İrade, gitmeden şöyle bende biraz iş dışı bir keyif yapalım dedim ve arkadaşlarımı davet ettim..
İzinli gün olmayıp öğleden sonra çıkmalarımızda gecikince saat 15:00'ten sonra bir gün önce akşamdan ön hazırlıklarını tamamladığım birkaç lezzet dışında günün ana lezzet teması mantı idi:))
Ama gelin görün ki mantıya ait bir tek bir kare bile yok:))..Unutmuşum:))
Cemile'nin annesi sevgili Hidayet teyzede bizlere gencecik yüreğiyle katılarak renk verdi sağolsun..


                           Kayseri mantısı dışında patlıcanlı midye börek,


                                     Közlenmiş,nar ekşili kapya biber salatası...


                                                          Vişne kompostosu,


                                                       ve şekerpare vardı...


        Bir kez daha bu güzel öğleden sonra için teşekkür ediyorum..Yolun bahtın açık olsun İrade..

Ayrılıkları sevmiyorum..Bu güzel türkü'yü tüm ayrıldıklarıma armağan ediyorum..

Yudum - Esmesun Ayruluk | izlesene.com

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

instagramdayım..

Ben'ce...

Fotoğrafım
Limon çiçekleri
Antalya, Turkey
Yaşamımızın sınırlarını hayaller belirler.Hayallerin genişliği,yaşamın sınırlarını aşsada bazen,limon çiçeklerinin o dayanılmaz ilhamı kendini buralara atmış durumda.O kokuyu ömrünüzde birkez olsun hissetmeniz dileğiyle...
Profilimin tamamını görüntüle

Google Website Translator

İzleyiciler

Facebook'tayım.

Nereden böyle?

Misafir olduklarım

Sayfalar

Powered by Blogger.

Sponsors

Search

Yükleniyor...