28 Şubat 2011 Pazartesi

Makarna böreği..

   Selam ve sevgiyle..
   Bizim kızlar memlekete gittikçe Sakine teyzelerinin makarna böreğini meth eder dururlar.Şu saatlerde işten gelip evde yemeğin hazırda olmazsa böyle kıvranır durursun işte Havva:) Kolayca bir makarna yapıvereyim derken bari hem denemiş olayım hemde besleyici olsun birazda diye makarna böreğini yapmış bulunmaktayım.Sakine'den tarifin detaylarını telefonla aldıktan sonra işte böreğin acemi işi pişmiş hali..



Pratik ve çok lezzetli.Ben çok beğendim.

Malzemeler:
-Yarım paket kelebek veya fiyonk makarna
-Bir su bardağından bir parmak az süt
-2 yumurta
-2 yemek kaşığı sıvı yağ
-kaşar hariç istediğiniz türden beyaz peynir veya evde kalmış peynirlerden 1 kase ezilmiş.
-Tavayı yağlamak için tereyağı

  Makarnayı normal  süresinden biraz fazla  bayağı yumuşakça haşlıyoruz.Makarna haşlanırken yumurtayı çırpıp süt ve sıvıyağ katıyoruz.Dikkat edilmesi gereken sıvıyağın fazla kaçmaması gerektiği çünkü kızartırken bir hayli tereyağ kullanıyoruz.Ayrı bir kapta peynirleri ufalıyoruz.Haşlayıp iyice süzdüğümüz makarnaları sütlü yumurtalı karışımın içine döküp karıştırıyoruz.Kızkardeşim bu noktada 1 çay kaşığı kadar tuzot önerdi.Ben kattım ve hoştu.Yaklaşık 30 cm çapında teflon tavayı bolca tereyağlıyoruz,eritiyoruz.Makarna karışımının yarısını tavaya eşit şekilde yayıyoruz.Üzerine ufalanmış peynirden bolca serpiyoruz.Kalan makarnalı karışımıda üzerine döküp ağzını kapatıyoruz.Geniş boyutlu ocak üzerinde orta ateşte,kısığa yakın altı kızarıncaya kadar pişiriyoruz.Ara sıra tavayı şöyle bir sallayın.Kızarınca kenarları olmayan bir kapak veya tepsiye ters çevirip,tavada yine bolca tereyağı eritiyoruz.Böreği kaydırarak tekrar tavaya alıyoruz.(Hamsi tava pişirir gibi).Yine ağzını kapatıyoruz.Kızarınca hazırdır..Afiyet olsun..



Harika bir şarkıyla başbaşa bırakıyorum...Dinlemenizi rica ediyorum..

26 Şubat 2011 Cumartesi

Cumartesi,çay ve simitle başladı..

   Dün ve birkaç gündür devam eden yağmurların yerini bugün ansızın güneş aldı.Antalya'nın havası böyle işte,sağına soluna güven olmuyor:)



   Aslında işyerine mükellef kahvaltılıklar götürürüm genelde.Bugün klasik işyeri kahvaltısı vardı.Duble çay ve simit.İtiraf etmem gerekirse simiti pek sevmesemde bugün pek bir güzel geldi bana...

Erken çıkınca eve gitmek istemedim.Kaç günün kapalı ve yağmurlu havasını unutmak için en iyi yol,yol nereye götürürse:)



Hamak gördümmüde dayanamam nedense..:)

Hasan Subaşı parkının önünden geçerken Altın Portkal film festivali için düzenlenmiş alanı uzaktan görüyorduk ama bir türlü yakından görmemiştik.(Aslında bu film festivaliylede uzaktan yakından ilgilenmiyorum) İlginç heykeller yapmışlar.Görüntülemek istedim



Kameraman devasa boyutlarda:)



Aşkın kimyası sadece et ve kemikten ibaret değilmiş:)



Altın Portkal yolu...Artist olduk sankimm!!


Parktaki yapay göletin içindeki balıklar görülmeye değerdi,nitekimde çok net görünüyorlardı:)


Artık olmayan Mübarek'in piramitleri vardıda bizim yokmuydu:))

 Bugünlük bu kadar sevgili dostlar.Fatih Kısaparmağın hem sözlerini hem bestesini çok sevdiğim bir şarkısıyla veda ediyorum.Sevgiyle,muhabbetle..

25 Şubat 2011 Cuma

Nihayet evdeyiz ve İzmir köfte..

   Yağmurlu bir Antalya akşamından yürek dolusu sevgiler...Günlerdir geç vakitlere kadar  kızımın maçları münasebetiyle iki ayağımız bir pabuçta evin yolunu buluyorduk.Nihayet evdeyiz.''home,sweet home!,, diyorum sadece.Şöyle sıcacık evimizde ayağımızı uzatıp dinlenememiştik.Tek tesellimiz maçları başarıyla tamamlamış olmaları.
   Abur cuburları hazır ettik,Cuma olmasından dolayı TV dede seyeredilecek bir hayli dizi olunca ayaklarımızı uzatarak dinlenmenin keyfine varıyoruz.Hafta sonundada benim çalışmamı saymazsak eğer:)..Tatlı yiyelim tatlı konuşalım dedim ama henüz bu saate kadar böyle bir gayret ve beceri gösteremedim.Muhtemelen ilerleyen saatlerdede olmayacak,çünkü biliyorumki birazdan televizyon karşısında sıcaktanda mayışmış bir halde sızacağım:) Herkes bir ağızdan ''hadi yatsana,rahat rahat uyusana,,deyip benim aslında koltukta ne kadar tatlı ve rahat bir uyku halinde olduğumu bilmeyecek:)Bundan daha rahat bir uykuyu asla tanımıyorum:)Üstelik abartıyorum,yastık ve battaniyemide getirip derin bir uykuya dalıyorum.Rüyalar bile gördüğüm oluyor:)
   Bugün herkesin bildiği,aslında benimde yemek ismi bulamamamdan dolayı yapmış olduğum İzmir köfteyi sevdiler.Bayağı olmuştu yapmayalı.

Zara'dan güzel bir türkü..


Zara - Dostum Dostum
Yükleyen Moonways. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
23 Şubat 2011 Çarşamba

Cevizli patlıcan ezmesi ve ödülüm ve Yaren'in maçı ve....

  Yürek dolusu sevgiler!.. Yoğunluk her alanımıza yayılmış durumda.Aklım blogumda olsada adamakıllı oturup yazmadan post yayınlamak istemedim.Yarım saat kadar vaktim var ve ne yazdım yazdım:)


   İş çıkışı koştur koştur yemek hazırlamanın dışında,acele yenilen yemeklerden sonra 3 gündür kızım Yaren'in lig maçlarına yetişiyoruz birde.Cuma'ya kadarda böyle.Sadece bu akşam boş.Helak oldu bitti.Okul çıkışı dersanesi,maçı,eve gelip uyumak için zor vakti var.Durumundan hiç şikayetçi değil ama.Ucunda biricik aşkı basketbol var.Yoksa Yaren'e böyle planlı programlı yoğun günler için birşey yaptırtmak ne mümkün:)


  Yemeğin yanında çok sevdiğim patlıcan ezmesini bir restorant'ta yediğim gibi  cevizli yapmak istedim.Temkinli yemiştim ama çok hoşuma gitmişti.Tavsiye ederim..




   1 kilo patlıcanı ocak üzerinde közleyip bir poşete koyup ağzını bağlıyoruz.Bu yöntemden dolayı kolayca soyulan patlıcanları bir 15 dakika sonra soyup incecik doğruyoruz.Közlenmiş kırmızı biber,kıyılmış maydonoz,1 avuç haşlanıp rondodan geçirilmiş kurutulmuş domateside katıyoruz.Zeytinyağı,limon,tuz ve tabiiki dövülmüş ceviz ekleyip servis ediyoruz.Afiyet olsun dostlar..


   Sevgili gutguturuna beni okuması en keyifli blog ödülüne layık görmüş.Teveccühünden dolayı teşekkürlerimi yolluyorum.Kural gereği bende seçtiğim arkadaşlarıma yollamak mecburiyetinde olsamda ben izlediğm bütün blog arkadaşlarımı keyifle okuduğum için ayrım yapamadım.Ödülü tüm blog arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.



   Yaren'in Alanya TED kolejiyle yaptıkları maçtan başarıyla çıkmaları yorgunluğumuzu unutturdu.Kızımın abartılı basketbol sevdasından şikayet etsemde,bizde bu sporu çok seviyoruz.Özellikle Yaren'in maçlarını izlemek çok keyifli.Yine maçın en çok sayı atan ve en iyi oynayan oyuncusu olarak bizim bücürük gururlandırdı...


 
  Boyu yetişse ısınma hareketleri esnasında smaç basacak:)


Faul atışlarının hiçbirini kaçırmadı maaşAllah..

Taktikleri sıkı sıkı dinlediler...




Kıran kırana geçen mücadeleyi kazanmayı bildiler.Darısı yarınki maçlarına...


Bugün harika bir parçayı radyodan duyunca eve gelir gelmez netten bulup sizinle paylaşmak istedim.''Eşref vakti,, ve ''Sevda yolları,,...Diğer parçalarınıda yakında paylaşacağım.Çok güzel!

19 Şubat 2011 Cumartesi

Yemezseniz ben yerim!

   Ciğeri çok sevmeme rağmen bir türlü ev ahalisine sevdiremedim.Bugün canıma tak etti ve ciğercinin yolunu onlara öğrettim:)Yol öğrenmekle tabiiki birşey olmuyor,yemedikten sonra.Canımı sıkmayacağım,yemezseniz yemeyin dedim ve ben tadını çıkardım.Ciğercide tavuk yediler:)

Ciğer yemeyene salatalardanda yok diyecektim ama neyse:)





Funda Arar - Bu Sabah Gunes
Yükleyen sayit. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!
17 Şubat 2011 Perşembe

Full time iş ve eşimin portakallı,kakaolu keki:)

  Öğleden sonraları işten erken çıkmaya alışan bizler bugün işyerindeki yeni salonumuzun  yarın açılacak olması sebebiyle elbirliği içerisinde geç saatlere kadar çalışıp ürünleri hazır etmek durumundaydık.Barkod ve etiket değişimleri,ürünlerin yerleşimi gibi işler şu saatlere kadar çalışmakla ancak bitti.Pestil bir durumda geldim.Çocuklar ne yedi ne içti derken babamız bu işin üstesinden gelmiş sağolsun.Birde üstüne üstlük nefis kek kokularıyla girdim eve...Umarım yarın erken çıkarız.Çoook yoruldum!






Arkadaşlara zevkle yardım ederken Allah'tan gırgır ve şamatamız boldu...Yoksa nasıl geçecekti onca saat?Arada bir patlatılan bir şarkı türkü ve efe oyunu:)

Naci kardeşim artık en güzel hünerlerini sergiledi:)Düğününde oynamamız içinde bizdende söz istedi.Söz Burdur'a gelicez gari:)dedik..


Emine ablamız en büyüğümüz olarak:) ara sıra çay ikramını annemiz misali elleriyle yaptı.''İçiverin sıcak sıcak,hadi bakim''...



Mücevherlerin hemen hepsi etiketlendi ve yerleştirildi.Ellerimize sağlık...

  Dönüşüm çok geç olup acıkıncada apartmanın girişinde sanki tüm kokulara duyarlılığım artıyor.Kızartma,çorba,patates derken apartmanda kim ne pişirmiş tahmin etmeye başlıyorum.Kapıyı açmak üzereyken nefis bir kek kokusu aldım...Eşim kek hazırlamıştı.Hemde portakallı kakaolu,iki renkli...''vaay,rakip ha!'' dedim.Gerçi kek olayında kendini aşmış durumda artık:))..Anlamıyorum fırının kapağını açıp açıp kontrol ediyor bir gıdım kek çökmüyor:)..Ben azcık aralasam fıs diye iner!..''Dikkatli ol kapağı açıp durma,, dedim.Alaycı bir ifadeyle baktı ve''o kadar kabardıki,fırının rezistansına değecek nerdeyse''demezmi!



Haksızda değilmiş:)..Nefis bir kek olmuş.Ellerine sağlık!


Funda Arar yine çok güzel bir albüm yapmış.Özelliklede bu şarkısını çok beğendim.Dinle dinle bir hal oldum....Dinlemenizi tavsiye ediyorum.
15 Şubat 2011 Salı

Fırında kabak tatlısı,tahinli cevizli...

  Tatlımın görüntüsü ve tarifi öncesi biraz gevezelik etmek istedim.Ne konuda onuda bilmiyorum ama siz sevgili dostların yazılarını okudukça,ya ben çok hızlı yaşıyorum hayatı, yazacak kelamlar kendilerine bu hızın arasında yer bulamıyor,yada bomboş ve tekdüze yaşıyorumki bu sözler bu boşlukta havadan yere düşüp kayboluyorlar:) diye düşünüyorum.

  Çok güzel, okudukça okuyasım gelen yazılar yazmak isterdim hep ama bunun için lise ve ortaokul çağlarıma dönmem gerekiyor.Döktürüyordum yazıları şiirleri,bir o kadarda dökülenleri yerlerden topluyordum:)Şimdi dediğim gibi yerlerde kayboluyorlar,..İşin kötüsüde dökülmüyorlar artık:)

  Yine o çağlarımda benimle konuşmaya,tartışmaya giren bir pişman girmeyen hiç pişman olurdu:)Babam,annem hep ''vay seninle evlenecek olanın haline,, derlerdi.Hoş,şimdide hep çok konuşan,eleştiren ve kavgacıyım onların gözünde:))Bana göre ise sonuna kadar kendini ifade etmek isteyen,hakkını fazlasıyla arayan,haksızlığa tahammülü olmayan,mükemmeliyetçi (bunu biraz abartsamda) biriyim..Zorum aslında.Bu özelliklerin hepsinin birarada olması kimileri için çekilmez olabiliyor:)...Şu kelimeyi bu aralar çok fazla duymaktan pekte hoşnut olmasamda sakince oturup düşününce aslında yukarıda saydığım özelliklerimin arasına serpiştirsem iyi ederim diyorum:Relax,relax,relax.....

   Eveeet...Bu kadar gevezelik yeter.Gelelim fırında yaptığım tahinli cevizli kabak tatlısına.Antalya'ya geldikten sonra tahinli olanıyla tanışsamda bu lezzet beni hep cezbetmiştir.Hele fırında olanı hiç şaşmıyor kıvam olarak.Şerbetli tatlıların çoğunuda artık tahinle yemek gibi bir alışkanlığım olmaya başladı.Kayserililiğim dejeneremi olmaya başladı ne?


Hiç ölçüm yok bu tarifte.Herşey gözkararı.2 kilo balkabağını (ben pazardan soyulmuş dilimlenmiş  alıyorum) dikdörtgen borcama dizip üzerine çok çok bolca tozşekeri döküyoruz.Alüminyum folyo kapatıp 180 derece fırına veriyoruz.Kaynamaya başladıktan pey bir müddet sonra sulanmasıda geçip şeker koyulaşıp köpürmeye başlayınca folyoyu kaldırıyoruz.Birazcıkta kızarmasını sağlayıp fırını kapatıyoruz.Soğuduktan sonra tahin ve cevizini döküyoruz.Afiyet olsuuuun....

Bu dizi hiç bitmesin istemiştim.Özelliklede aşağıda verdiğim sahnesi,hala izlerim:

 
Canım ailem dizisinden-Zeki Müren'in şarkısı
13 Şubat 2011 Pazar

Kandil'e doğru muhabbetle/Tatile doymadık hala:)

  Hala 3 günden fazla kırgınlıkların devam ettiği,boyunların büktürüldüğü,komşusu aç iken kendisi tok yatan insanların ortalıkta yığınla gezdiği dünyada taş kalpli insanların kalplerine merhamet konduramayacağım en usulundan...Klasik kandil mesajlarındaki gibi bir kandil gülü savurmayacağım nedense bugün.
  Sadece ellerimi açıp dua edeceğim,başım hafiften tüm sevdiklerime doğru eğik,burnum sızlayarak belkide içimi çeke çeke...


Bugün izinli olduğumuzu sabah kalkıp hazırlanıp,tam evden çıkacakken öğrenince,telefon trafiğinden iznin ne kadar gerçek olduğunu öğreneceğim diye onu bunu ararken,sabahın 06.30 unda yanlışlıkla taa Kayseri'den bir arkadaşımı cepten arayıp pazar pazar onu uyandırmanın telaşıylada olsa gerek bir hengamedir başladık...Amma velakin moralimizi hiç bozmadık.Hazır kalkmışken,dışarısıda bir bahar günü kadar güzelken değerlendirmesek olurmu?

Düştük yollara...

Sabah sabah kahvaltı ettiğimiz gözlemecide sallanarak başladık:))



Güzel ilçe Kaş'a kadar uzandık...








  Burada deniz ürünleri hep güzeldir diye biliriz.Test ettik onayladık.Öyleymiş:))






Dönüşte Demre'deki antik kent Myra ya uğramadan geçmedik.Kaya mezarlarını görmeyi çok istiyordum.Hayranlık uyandırmayacak gibi değil.Binlerce yıl önce yaşamış insanlarla aynı ortamda bulunmuş olmak,aynı taşa oturmuş olmak...










                                          Mezar içleri nasıldırki acep???

İstanbul arabesk project nefis yorumlarıyla pek revaçtalar şu ara;

12 Şubat 2011 Cumartesi

Lor tatlısı..

  Uzun zamandır tatlı yapmayınca artık evdekiler akşamları abur cubur,çikolatalara saldırmaya başladılar.Kısacası s.o.s vermeye başladılar.
  Lor tatlısını daha önce hep denemek istedim bugüne kısmetmiş.Revani havasında bir tatlı.Çok sevildimi derseniz,şekerpare tatlısı bir çırpıda yenilirken bundan henüz evde tatmamış olanlar bile var.Değişik ve hafif..

Malzemeler:


250 gr. tuzsuz lor peyniri(Ben tuzlu kullandım tavsiye etmem)
2 yumurta
1 su bardağı irmik
100 gr.margarin
3 yemek kaşığı un
1 limon kabuğu rendesi(Ben portakal kabuğu kullandım)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
ceviz
Şerbeti için


3 su bardağı şeker
2,5 su bardağı su


Öncelikle şerbetini hazırlayıp bir kenarda ılımaya bırakıyoruz.Hamur malzemelerini iyice yoğurup,(lor peynirini önce irmikle iyice ezmek daha iyi) cevizden büyük parçaları yuvarlayıp tepsiye diziyoruz.Dikdörtgen borcama ölçü tam geliyor.Üzerine yarımşar ceviz koyup 160 derece fırında kızarıncaya kadar pişiriyoruz.Fırından çıktıktan sonra ilk sıcağının çıkmasını bekleyip ılıyan şerbeti sıcak tatlıya döküyoruz.Afiyet olsun...

9 Şubat 2011 Çarşamba

2009 yazı...Tekrarını istiyorum...G.Antep-Ş.Urfa

   3 günlük kısa bir geziydi o zamanlar ama neden daha önce gitmedik diye hayıflanmıştık.Urfa tutkunu  arkadaşımızı birkaç gündür izlerken aklıma düştü gezimiz.Resimleri şöyle bir gözden geçirdim.Ön hazırlığımız yemek mekanları üzerine olunca çok fazla kültürel bir gezi olmamıştı.Kilolarım dışında herşey mükemmeldi.Bu resimler üzerine tatil dönüşü 6 kilo vermiştim.Geçen 2 yıl içerisinde bunları fazlasıyla geri aldım.Çook üzgünüm bugünlerde.Kafaya fena halde takmaya başladım...Boğa burcuyum ve yemeyi seviyorum.Burcumdan ötürü:))Yoksa asla iştahlı biri değilim:)...Bu geziyi önümüzdeki yaz kısmet olursa mutlaka tekrar edeceğiz.Hatta bu sefer Mardin'e kadar düşünüyoruz.Olmadı Karadeniz'i kesin düşünüyoruz.





G.antep'in en meşhur ve gidilmesi gereken mekanından...İmam Çağdaş.








G.Antep bakırcılar çarşısı..








                          
                            Kahvaltıda yediğimiz leziz katmerler,Zekeriya ustadandı..






Ve Şanlıurfa...Muhteşem,mistik bir atmosferi olan mübarek şehir..





G.Antep'e göre çok daha baharatlı gelen Urfa kebapları.Biz baharatı çok az olsun dediğimiz halde baharata bulanmış gibi gelen etleri bir daha ''hiç baharatsız,, diye sipariş etmeyi düşünüp normal baharatlı yemeyi düşünüyoruz:))







                Yöresel kıyafetler içinde spor ayakkabılarım olmasa tanınmayacaktım:))


                                   Urfa'da ciğer yemeden ve sıra gecesine katılmadan gelmeyin..







                             Sıra gecesinden çiğköfte tabağı ile bitirmek istedim....Devamında ''Urfa sana küsmüş,, ve İbrahim Tatlıses.Bugünlerde severek dinliyorum..




ibrahim tatlises - urfa sana kusmus


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

instagramdayım..

Ben'ce...

Fotoğrafım
Limon çiçekleri
Antalya, Turkey
Yaşamımızın sınırlarını hayaller belirler.Hayallerin genişliği,yaşamın sınırlarını aşsada bazen,limon çiçeklerinin o dayanılmaz ilhamı kendini buralara atmış durumda.O kokuyu ömrünüzde birkez olsun hissetmeniz dileğiyle...
Profilimin tamamını görüntüle

Google Website Translator

İzleyiciler

Facebook'tayım.

Nereden böyle?

Misafir olduklarım

Sayfalar

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Sponsors

Blog Archive

Search

Yükleniyor...