2 Eylül 2012 Pazar

Sinop'tan Cide'ye..Sinop mantısı:),Bafra pidesi:)

Daha önce ülkemizde hiç bu kadar kuzeyde bulunmamıştım:)Samsun'dan sabah kahvaltımızı yapıp ayrılırken gitgide heyecanım artıyordu.Artık Karadeniz sahiline girmiş bulunuyorduk.Yollarda gördüğüm kurutulan yaprakların tütün olduğu tahminine vardıktan sonra birde onları görüntülemeyi ihmal etmedim.Daha önce kurutulan tütün görmemiştim:)


   Kahvaltımızı etmiştik ama kısa bir süre sonra Bafra'dan geçerken heryerde meşhur Bafra pidesinin tabelalarını görünce tatmadan geçmeyelim dedik:)Yani kahvaltı üzerine birde pideleri hüplettik afedersiniz:)Sadece tadımlık:)
Bana kalırsa yediğim en güzel kapalı pidelerden.Özellikle kıymalısının etinde ne bir koku var nede ağır baharat.Çıtır çıtır,tereyağlı..Kızlar kaşarlısını tercih etsede bence kıymalısı forewer:)





Ardından Sinop'a geldik.Hep merak etmişimdir haritaya bakarken;acaba en kuzeyde olmak nasıl bir histir diye:)...Yani şaşırdığım o kadar çok şey gördüm ki Sinop'ta....Birkere çok ihmal edilmiş ve nasıl söyleyeyim,bakımsız bir şehir olarak buldum.Yazık bu kadar doğa güzelliği olan bir yerde...Sonra bir türlü anlayamadım arabayla zor geçtiğimiz hiç trafik ışığı olmayan caddelerde neden bu kadar dar bir burunda şehri kurma çabalarına.Sanki o yarımadaya zorla tıkıştırılmış bir yer:)
Hemen girişteki tarihi Sinop cezaevini merakla gezmeyi bekliyorduk...Hüzün ve hemen hemen konuşmadan gezdik sanki.İnsanın konuşmaya ,yorum yapmaya mahali olmayan bir yer....1999 yılına kadar yanlış hatırlamıyorsam kullanılmış olmasına inanamıyorsun içeriyi görünce...Biz 1 saatlik gezmeye tahammül edemedik ama bu şartlarda insanları,özelliklede çocukları tutmuş olmalarını hangi vicdanlara sığdırmışlar onuda çok merak ettim...



      Burası çocukların hücreleri.....Çocuk bu..Hücreden nasıl kaçabilirde bu şekilde hapsedilmiş.Gözleriniz doluyor kapıdaki çizikleri görünce,helede hücre odalarını...









     Öyle hayretle baktımki her ayrıntıya...İnsanın ne ile imtihanı olduğununun sorusunun cevabını yinede bulamadım..


     Artık çıkma vakti geldiğinde çıkışa daha hızlı adımlarla gider olmuştuk....
Acıkma vakti geldiğinde daha önceden methini duymuş olduğumuz Sinop mantısını meşhur teyzenin yerinde yemeye karar verdik.


    Sadece makinada hamurunun açılmış olmasını yadırgadığım bu mantının değişik bir bükme şekli vardı.Tereyağlı cevizli ve sarmısaklı yoğurtlu olarak servis ediliyordu.Biz karışığından sipariş ettik,iyikide etmişiz.İkisininde tadı muhteşemdi.Tabiiki Kayseri mantısının yeri bir başka ama hakikaten yediğim en güzel mantılardan biriydi diyebilirim.Porsiyonların bolluğu yüzünden akşam yemeği bile yiyemedik...



      Evdede denemeye karar verdim...Kesinlikle yapıcam..
Bu arada yola çıktık ve Amasra'ya akşama varmayı hedefliyorduk.Ne bilirdikki batı Karadeniz yolunun bu derece zor,dar ve tehlikeli olduğunu.5 saat sonunda aldığımız yol akşama hava karardığında bizi ancak Cide'ye ulaştırdı.Bizde bu zorlu yolda atlattığımız iki kaza ile birlikte çok korkmuş ve yorulmuştuk.Yol üzerindeki güzel köy manzaralarında ara sıra durup bir soluklandık.Yinede herşeye değerdi....



                                          Yolda ''Fadime,, hallerine kendimi kaptırmıştım bile:))
 
         Akşama Cide'ye vardığımızda devam etmeyi hiçbirimiz istemedik.Burada geceleyecek ve yolun stresini dinlenip atacaktık.Yaren zaten çok korkmuştu ve artık devam etmemek için nerdeyse yalvaracaktı..Teselli etmek uzun sürdü.Uyumakta güçlük çekti.O kadar diyeyim..


   Yöreye has meşhur sarı yazmalar..


      Çok mesaj içerikli bir hediyelik:))

  Harika,harika ve harika bir şarkı


11 MUHTEŞEM YORUM..:

siyahkuğu dedi ki...

Güzel gezmişsiniz, insan tatilden dönünce boşluğa düşüyor,keşke oralarda kalsaydım diye:)))

Simge Keskin dedi ki...

Valla süper,tütünleri bizimle paylaştığın için teşekkürler,çok şaşırdım! Sevgiler!

Başak dedi ki...

Tütün kurutmalar tablo gibi çok güzel. Cezaevi çok hüzünlü, kimler geldi kimler geçti oradan..geziniz süper..

Mahmutun güncesi dedi ki...

Fotoğraflar çok güzel,bir çok şeyi nasıl da anlatıyor.Cezaevi fotoğrafları ve çocuklar için yazdıklarınız içimde bir yerin cızz ettiğini hissettirdi.

İhlamurcum dedi ki...

Gecen sene Dublinde bir cezaevi gezmistim,tarihi.cok fena oldum,hemen disari ciktim.dayanamadim.
Mantiya gelince ,super gozukuyor.hep guzellikleri paylasma dilegiyle

Adsız dedi ki...

çok güzelmiş gerçekten.Cezaevini ben de görmek isterim.sakine

Oglak Kizlari dedi ki...

Havva,

Şu mantıyı yapıp, nasıl şekil verildiğini bizlerle paylaşırsan çok sevinirim.

Hapishane ise yürek burucu.

Üzgün anne Çiğdem

NABRUT dedi ki...

parmaklıklar arkasından resmin çok ürkütücü.şakası bile çok üzücü.Allahım korusun:)

nilgün dedi ki...

resimler çok güzel anlatımında gerçekten hüzün verici cezaevi görüntüleri bende hep merak etmiştirim nasıl bir yer olduğunu insan ürperiyor sinop mantısı da harika görünüyor

birtutamkekik dedi ki...

döndün mü canısı,hoşşgeldinn:)
resimler yine muhteşemm..
ama nedense demir parmaklıklar ardında olan resmin şöylee bir ürpertti beni.
yaradanım korusun kötülüklerden inşallah..
küllükler çok manidarr:))
:)
öpüyorumm canısı.

** ZEL ** dedi ki...

Cezaevi resimleri içimi burksa da , gezintin pek hoşuma gitti:)
Hele o yemekler,pideler,mantılar nasıl iştah açıcı,nasıl nefisler.
Şifa olsun canım.
Yazma da pek yakışmış:)
Güzele ne yakışmaz ya:)
Muhabbetle..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

instagramdayım..

Ben'ce...

Fotoğrafım
Limon çiçekleri
Antalya, Turkey
Yaşamımızın sınırlarını hayaller belirler.Hayallerin genişliği,yaşamın sınırlarını aşsada bazen,limon çiçeklerinin o dayanılmaz ilhamı kendini buralara atmış durumda.O kokuyu ömrünüzde birkez olsun hissetmeniz dileğiyle...
Profilimin tamamını görüntüle

Google Website Translator

İzleyiciler

Facebook'tayım.

Nereden böyle?

Misafir olduklarım

Sayfalar

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Sponsors